BATI ERMENİSTAN – Daha önce Kürtler başına kötü bir olay gelse: “yerdekilerin âhını aldık” derlerdi. Peki kimdi bu yerdekiler? …

Eşleri, kızları, kardeşleri, malları, toprakları ve evleri gasp edilip kendileri ise dipsiz kuyulara atılan, yakılan, katledilen Ermeniler ve Süryaniler olabilir miydi? 

Varto depreminin bir hatırası meydanda yıkılan caminin hikayesidir. Cemaatin hayatını kaybettiği ve imamın sağ kurtulduğu depremde “Yerdekilerin âhı tuttu, yerdekilerin âhı tuttu!” şeklinde sayıklayan imamın söyledikleri de epey bir müddet bölgede konuşulmuştu.

Zira bölge halkı, harap ettikleri kilisenin taşlarıyla yapmışlardı camiyi. 

Ahlarla yoğrulmuş bu coğrafyanın intikamı da acı oluyor ne yazık ki. 

Göçebelikle ve katliam sonrası oluşan boşlukla Doğu Anadolu’da (Batı Ermenistan) yayılmış ve çoğalmış olmak, Kürtlere  devlet kurma selahiyeti için yeter bir sebeb midir? Kürdistan için seçilen toprakların bir kısmının tarihte Ermenilerin yaşadığı, krallıklar ve prenslikler kurduğu Kadim Ermeni toprakları olduğu herkesce malumdur. 

Kürdistan kurma isteğinde bulunmaları 1915’teki cürümlerinden hala pişmanlık duymadıkları değerlendirmesinde bulunduklarını göstermektedir. İttihat ve Terakki’nin bunlarla mukayese edilemez zulüm ve uygulamaları ise ayrı bir yazının konusu olarak paylaşılacaktır.

Hay media

Hakk Dostu

10 000 Ermeni öldürülerek yada canlı olarak atılmıştı bu dipsiz çukura. Öyle sadece Erkekler yada gençlerde değil, kadın erkek, yaşlı genç ve hatta çocuk ve bebeklerde soykırımın kurbanlarıydı.

Güllü Ağa’nın oğlu Mustafa’nın anlatımına göre 10 000 kişiden sağ kurtulan tek kişi babası Güllü Ağanın kendisi için alıkoyduğu güzel Ermeni kızıymış . Ama kız istemediği bir ilişkiye katlanamamış ve fin ün birinde oradan geçerken Attan atlayarak hızla şelaleye koşmuş intihar etmek için. Peşinden koşup yakalayan Mustafa evine götürmüş ve “neden intihar etmek istedin?” diye sormuş․ Kadın : “Tüm sevdiklerim, ailem akrabalarım o çukurda , bu nedenle bende orada ölmek istiyorum” demiş . Ve nihayetinde üç yıl içinde veremden ölmüş.

2015 yılı 24 Nisanında yerinde incelemede bulunmuş ve izlenimlerimi bir makalede paylaşmıştım.

Ali Haydar Kanlı.

Hatırlatalım ki, 29 Aralık 1917 tarihinde, Sovyet Rusya’nın Halk Meclisi Konseyi tarafından kabul edilen “Türkiye Ermenistan’ı Hakkında”ki (Batı Ermenistan) kararnameyle Ermenilerin tam bağımsızlığa kadar varabilecek kendi kaderini tayin hakkını tanıdı. Batı Ermenistan’ı ayrıca 19 Ocak 1920 tarihinde Paris Konferansında Müttefik Devletler Yüksek Konseyi de facto ve 11 Mayıs 1920 tarihindeki San-Remo Konferansı sırasında ise bağımsız ve egemen bir devlet olarak de jure tanındı. Sınırları, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Woodrow Wilson tarafından 22 Kasım 1920 tarihinde çizilmiş olmasına rağmen, Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) bunu Türkiye’nin işgali sebebiyle tanınmaktadır.

     Batı Ermenistan Devleti, Türkiye tarafından esir alındığı için “BMT” tarafından tanınmadığını zorunlu olarak hatırlatırız.

     1894’ten 1923 yıllarına kadar Batı Ermenistan’ın işgal altındaki topraklarında yerli otokton Ermeni halkı üç Türk hükümetleri tarafından Soykırıma uğratıldığın da ayrıca hatırlatırız.

Bir Cevap Yazın