Türkiye, abartı olmayan bir görüşle dünyanın en hızlı değişen gündemlerine sahip bir ülke konumunda.  Türkiye’nin aydın görüşlere sahip insanları da zaten bu görüşte. Gündemi belirleyen “Alicengiz oyunları”  Türkiye’nin kuruluşundan beri mevcut. Adalet ve Kalkınma Partisi “AKP” de bu “alicengiz oyunu”nu kuruluşundan ve iktidara gelişinden beri uyguluyor. Nasıl? Adalet ve Kalkınma Partisi, Bir Amerikan ve İsrail projesi olan Büyük Ortadoğu Projesi “BOP” için kuruldu. Böyle bir projeyi namuslu bir Müslüman olan Necmettin Erdoğan kabul etmemişti. Düşük profilli Erdoğan bu projeye atlayarak Batı Ermenistan ve Kürdistan da dahil Türkiye halklarını  rezil bir tehlike içine atarak,  Yeni Osmanlıcı-Yeni İslamcı düşüncelerini uygulamaya başlattığı “Suriye’de Emevi camiinde namaz kılma” hayali, uluslararası ceza mahkemesinde yargılanmasına kadar gidebilecek bir duruma geldi. 

Irak’ın ve Irak Kürdistanı’ın topraklarına saldırılar düzenlemesi, Akdeniz’e sondaj gemilerini yollaması, Libya ile deniz anlaşmasında bulunması, Artsakh-Dağlık Karabağ çatışmasını kışkırtıp bunda yer alması, ülke içerisindeki anti-demokratik uygulamaları Türkiye’nin mevcut yönetiminin makyavelist, gerici, militarist, şovenist yüzünü binbirinci kez göstermekte ve ispat etmektedir.  

Türkiye’de maalesef aydınlar ve sol muhalefet bu gerici rejimi durduracak, tarih bilinci yüksek bir çözümleme ortaya koyamıyor. Böyle bir durumda da Türk devlet terörizmi sınır tanımıyor. Zaten tarih, Türk akınlarının geçtiği yerlerin kılıçtan geçirilmiş cesetlerle dolduğunu yazar. Asuri-Süryaniler kendilerine karşı girişilen soykırımını Seyfo-kılıç olarak nitelendirmeleri de buna bir örnektir.

Adalet ve Kalkınma Partisi AKP’nin ikinci bir ayağı Avrupa Birliğine girme yönündeki söz ve hareketleriydi. Bu konuda önce gaza bastı fakat ardından öyle bir frene bastı ki TC şimdiki bataklığa saplandı. AKP iktidarını  allak-bullak eden durum Avrupa Birliğine girmesindeki şartlardan biri olan Batı Ermenistan’da ve Türkiye’nin tüm alanlarında  Ermenilere karşı uygulanan soykırımın tanınması maddesiydi. Bu durumu hazmedemeyen TC devleti daha bir yoğun şekilde mafyatik bir yapılanmaya girdi ve “Susurluk Türkiye Cumhuriyeti’nin ta kendisidir” dedirtti. Mafya, çete, hırsızlık ve ahlaksızlıklarla Türkiye’nin ne hale geldiği görülmektedir. Türk egemen sınıflarının geleneğinde var olan bu soykırımcı ve mafyatik zihniyet yok edilmeden halkların yaşam hakkı kullanılamaz ve savunulamaz.

Çözüm, Halkların “mücadele sonsuzdur” şiarını rehber edinip teori ve pratiğini gerçekleştirmesidir. Bunun haricindeki herhangi bir yöntem “muska yazdırıp takmaktan” başka bir işe yaramaz.

Batı Ermenistan Türkiye Araştırmaları BETA westernarmeniatv için 

“Türkiye’de ‘Dışardaki Düşmanlar’ Korkusu İle ‘İçerdeki Düşmanlar’ Korkusu El Ele Gidiyor”