Resmi arşivlerde Hatay’ın ilhakı

İskenderun Sancağı’nın 2 Eylül 1938’de bağımsızlığını ilan etmesi ile kurulmuş olan Hatay Devleti, 29 Haziran 1939’da 40 üyeli Hatay Devleti Millet Meclisi’nin aldığı karar gereği Türkiye’ye katıldı. Bu gelişmenin yıldönümünde Hüsnü Gürbey ve Mahsuni Gül tarihsel sürece dair önemli arşiv belgeleri içeren bir makale kaleme aldı.

Osmanlı-Fransız ilişkileri 1908-1918 İttihatçıların (İTC) kısa yönetimi sırasında kısmen sekteye uğrasa da 1919 yılından itibaren Kemalistlerin güç kazanmasıyla yeniden canlanmaya başlar. Osmanlı-Fransız ilişkileri 1908-1918 İttihatçıların (İTC) kısa yönetimi sırasında kısmen sekteye uğrasa da 1919 yılından itibaren Kemalistlerin güç kazanmasıyla yeniden canlanmaya başlar. Bunu yaparken bölge sakinlerinden ne Kürtler’in haklarını, ne de Ermeniler’e vaatlerini dikkate aldılar.

Türk Tarih Kurumu Arşivi’nde bulduğumuz, belge no/1236 olan bir belge, 21. 3. 1921 tarihinde Roma Elçiliği’nden Doktor Ahmet Fuat  tarafından ismi belirtilmeyen bir paşaya- (muhtemelen Harbiye Nezaretine) gönderilen rapor, yukarıda yazılanları doğrulamaktadır.

Roma’dan İstanbul’a

Raporun konuyla ilgili bölümü şöyledir:

“3-Fransa ve Mısır şubesinin üyelerinden biraderimiz Mahmut Hayri Bey, Paris hükümetin ileri gelenleri ile Fransa hükümeti ile bir ittifak yapmıştır. Ona dayanarak Ayıntab’ta bulunan askeri birlikleri bütün silah ve malzemesiyle o kasabayı terk ediyor. Fransız askeri birliği harp etmeden şehre giriyor fakat Fransa’nın şerefi ve haysiyetini muhafaza etmek üzere yapılan bir tertibe mukabil Fransa bütün Adana Vilayetini ve Ayıntab şehrini Türklere kayıtsız şartsız iade eylemeyi kabul ediyor.  Gizli olarak bize 5 milyon liralık bir istikraz yağmağa ve ayrı bir barış anlaşması eylemeye razı olmuştur. Kendisi (Fransa) Londra Konferansı’nda bize müzeheret (yardımcı olmayı) eylemeyi kabul etmiştir. Zira İngiliz tehlikesinden pek korkuyor. İngilizlerin Suriye’de Fransa aleyhinde yapmakta olduğu teşvikat ve kışkırtma ve maddi yardımın malum olduğu gibi İstanbul ve Boğazları yutmaya ramak kalmış olduğunu anlıyor. Hayri Bey’in biraderi murahhasamızla (üyemizle) Londra’ya gitmiştir. Ve Hayri Bey bu hafta Paris’te azimet eylemişti. El hasıl takib ettiğimiz siyaset gereğince İtalya ve Fransa’yı İngiltere’den ayırmak ve Fransa’dan maddi istifade eylemek ve sonuna kadar İngiltere ve onun kölesi olan Yunanistan aleyhinde nihayete kadar mücadele eylemek mukarrerdir.”

Bu sıcak ilişkiler, II. Dünya Savaşı öncesinde, Hatay’ın ilhakında etkili olacaktır.

Hatay’ın [İskenderun Sancağı] adım adım Türkiye ile birleşmeye gitmesi, başta Ermeniler olmak üzere Türk olmayan unsurları rahatsız etti. 1915 yılında yaşanan ağır travmadan sonra, Ermeni halkının Türk yöneticilerinin sözlerine ikna olması zaten beklenemezdi. Yer yer sataşmalar, mallara el koymalar da başlamıştı. 

İskenderun Sancağı’nda yaşayan Ermeniler de 1915’te tehcir uygulamasına tâbi tutulmuşlardı. Alman yazar Franz Werfel’in 1930-32 yıllarında kaleme aldığı, ‘Musa Dağ’da 40 Gün’ adlı önemli eserinde öğreniyoruz ki Ermeniler burada destansı bir direniş göstermişler, sonunda kendilerini kurtarmaya gelen Fransız donanmasına ait gemilerle Mısır’ın Port Said limanına taşınmışlar, savaşın sona ermesinden sonra hayatta kalanlar ise tekrar eski yurtlarına geri dönmüşlerdi. (7) Bu talihsiz halk, şimdi bir kez daha kitlesel halde yolara dökülecektir. Onlardan geriye kalan malları ne olacaktı?

Bu konuda elimizde iki rapor var. Raporlardan ilki 3.2.943 tarihli, Süveydiye’den (Samandağ) Nahiye Müdürü Behçet Perim tarafından, Hatay Valiliğine gönderiliyor. ‘Kaçak Ermeniler’den kalan emlak ve arazinin halis Türk unsuruna tahsis buyrulması hakkında’ başlıklı raporda özet olarak şu ifadeler yer alıyor: 

“Kapusuyu,  Batıayaz, Yoğunoluk ve Hıdırbey gibi Ermenilerden metruk (terk edilmiş) köylerle bunlara muvakkaten (geçici) iskân edilmiş olan öz Türk köylüleri hakkında önce sunulmuş olan 31/12/942 gün ve 2675 sayılı yazı örneği ilişik olarak takdim kılınmıştır. Bu kere milli emlak müdürlüğünden alınan müzayede ilanlarına göre bu gibi gayrimenkullerin peyderpey satılığa çıkarılmakta olduğu anlaşılmaktadır.”

Raporun ikinci paragrafı Arap Aleviler hakkındadır.

1942 tarihli rapor

30. 1. 1942 tarihli ikinci rapor, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliği tarafından, Hatay, C.H.P. Vilayet İdare Heyeti Reisliğine gönderilmiştir.

Rapor, henüz tamamlanmamış bir Ermeni okulunun tamamlanması için, 5200 lira yüklenici Ömer Şen’e verilen ihale konusunda, 5.11.1941 tarih ve 12/41140 sayılı yazıya verilen yanıttır:

“Bu binanın satın alındığına dair buraca (burada) bir malûmat (bilgi) olmadığı gibi satın alınması için alım bildirildiği gönderilmesi de istenilmemiş ve tapusunun gönderildiğine dair bir kayda da tesadüf edilmemiştir. Yazınızda da binanın teferruğ (devir işlemi) edildiği muşarrah değildir. Henüz partiye mal edilmemiş olan bir binanın tamirine ne suretle başlandığı anlaşılamamaktadır. Bu hususat (konu) hakkında bizi tenvir (bilgilendirme) etmenizi diler sevgilerimi sunarım.”

‘C.H.P. Genel Sekreteri A.H. Türkmen’ imzalı raporda da açıkça görüldüğü gibi okul binasına, ödeme yapılmadan doğrudan el konulmuştur. 

Kaynak: Agos Gazetesi