Bakü’nün UNESCO’ya yazdığı mektup hakkında

  • by Western Armenia, Mayıs 30, 2024 in Kültür
32 görüntüleme

Resmi Bakü, Azerbaycan propaganda makinesinin mevcut Doğu Ermenistan topraklarını 2021 yılından itibaren sözde "Batı Azerbaycan" olduğu ideolojisini teşvik ediyor.

Şöyle ki Bakü, gizlemeden, dolaylı olarak ve birçok durumda doğrudan Doğu Ermenistan'ın egemen topraklarına yönelik bölgesel arzularını göstermeye, sahte tarihi ve demografik "gerçekleri" aktararak, tarihi ve arşiv verilerini çarpıtarak göstermeye başlıyor. 

2022 yılında "Azerbaycan Mülteciler Birliği" STK'sının adı Ağustos 2022'de değiştirilerek sözde "Batı Azerbaycan Topluluğu" olarak tescil edildi. Bakü bu kamu kuruluşuna resmi görev verdi, İlham Aliyev sözde cemaat ofisini ziyaret etti ve 1 Mayıs'ta Bakü'de "Batı Azerbaycan" devlet televizyonu açıldı. Bakü'nün propaganda makinesinin ilk hedefi Yerevan şehri ve Yerevan camileridir. Ana tez şu: "Ermeni tarafı, şehrin İslami kültür mirasını Azerbaycan'a ait olduğu için kasıtlı olarak yok etti." Son yıllarda bu konuyla ilgili birçok program ve video çekildi. 

Bu bakımdan 19. yüzyıldan başlayarak Yerevan kentindeki camilerle ilgili pek çok yayının bulunduğunu da belirtmeyi gerekli görüyoruz. Bunlar, mimari ve dekoratif özelliklerine değer veren gezginler (Ermeni araştırmacılar da dahil) tarafından tanımlandı. Bu konu 20. yüzyıl Ermeni akademik düşüncesinin de gözünden kaçmamıştır. Yerevan'a ithaf edilen eserlerde doğal olarak şehrin camileri ve İslami yapıları sunulmaktadır. Yerevan'daki İslami anıtların çoğu, şehrin hatta tüm Doğu Ermenistan’ın Pers yönetimi altında olduğu 17.-19. yüzyıllarda inşa edilmiştir. Yerevan şehri ise o zamanlar Pers Hanlığı'nın merkeziydi. Yerevan'ın Müslüman nüfusu çok etnikli gruptan oluşuyordu. 19. yüzyıl belgelerinde Kafkas Tatarları olarak adı geçen çeşitli Türk boylarının temsilcileri ile Persler burada yaşıyordu.  Yerevan camileri 17.-19. yüzyıl Pers dini mimarisinin örnekleridir, dolayısıyla onlardan "Azerbaycan mimarisi" diye bahsetmek saçmalıktır.

Yerevan ve Doğu Ermenistan'ın tamamı Rusya İmparatorluğu'na ilhak edildiğinde, Yerevan'daki camiler ortaya çıktı ve bunların fiziki durumlarına ilişkin ilk açıklamalar yayımlandı. Yerevan'da aynı anda var olan en fazla sayıda caminin kanıtlarının 19. yüzyılın ikinci yarısına ve 20. yüzyılın başlarına ait olduğunu söyleyebiliriz. 19. yüzyılda Yerevan'da faaliyet gösteren 6 camiden, bazı verilere göre ise 7 camiden söz ediliyordu. 19. yüzyıla ait arşiv verileri ve açıklamalara göre bazı camilerin işlevini yitirdiğini, Rus-İran savaşı ve Rus yetkililer tarafından yapılan imar çalışmaları ve harabe durumda olanların bulunduğunu ayrıca belirtmekte fayda görüyoruz. Bunun sonucunda Yerevan kalesi topraklarındaki camilerde olağanüstü hal ilan edildi. Yerevan kalesi ise Rus askeri yetkililerine aitti.  

Azerbaycan, 2020 savaşının ilk günlerinden başlayarak, işgal altındaki topraklarda birçok UNESCO savaş normunu ve kültürel mirasını ihlal ederek, silahlı çatışmalarla, Lahey ve Cenevre Sözleşmelerinin ağır ihlalleriyle Artsakh'ın Ermeni mirasına defalarca darbe indirdi. Yıkımın yanı sıra, Nara'nın gerçekliğine ilişkin 1994 UNESCO belgesini ihlal ederek, iftira atmış, Ermeni özgünlüğünden yoksun bırakmış ve Ermeni manevi değerlerini çarpıtmıştır.

UNESCO tarafından 2010 yılından bu yana dünya mirası olarak kabul edilen haçkar sanatının eşsiz örneklerini yok ederek sadece Artsakh'a değil, tüm insanlığa darbe indirdi.

UNESCO, Şuşi'deki Yeşil Kilise, Surp Hovhannes Mıgırdiç de dahil olmak üzere Artsakh'taki 3 kilisenin temelden yıkılmasına hiçbir şekilde tepki göstermedi. UNESCO, belgelenen ve kayıt altına alınan 7 tarihi mezarlığın yıkımına yanıt vermedi.

Devam eden kültürel soykırımın-KÜLTÜRSİD’in önlenmesi için UNESCO misyonunun Artsakh'ta derhal hayata geçirilmesi gerekmektedir.

“Batı Ermenistan Eğitimsiz Vahşi Türk İşgalcilerine Karşı Mücadelede”