Batı Ermenistan Ermenileri Sorunu Etrafında

  • by Western Armenia, Aralık 09, 2023 in Tarih
99 görüntüleme

1918 yılının Ocak ayı sonunda Yerznka'nın düşmesinin ardından Türk ordusu, daha önce Rus ordusunun kontrolü altında olan bölgeleri birer birer ele geçirerek Karin'e doğru ilerledi. Batı Ermenistan'ın anahtarı sayılan güçlü kale şehir, 1916 yılının Şubat ayı başında 25.000 kişilik Rus ordusu tarafından ele geçirildi. Türk taarruzu Ardahan-Batum, Trabzon-Batum, Batum-Tiflis istikametinde devam edecekti. 10 Şubat'ta Türkler Trabzon'a girdi ve burada birkaç gün sonra Transkafkasya delegasyonlarıyla bir sonraki müzakere turu başladı ve bu sırada Türk ordusu askeri operasyonlara devam etti.

1918 yılının Şubat ayında çok sayıda Ermeni askeri birliği, çok sayıda mülteci, Yerznka ve diğer yerlerden çekilen Ermeni güçleri Karin'de yoğunlaştı. Şubat ayının başında Andranik, Karin'e gönderildi ve çok geçmeden çoğunluğu Batı Ermenilerinden oluşan çeşitli gönüllü ekipler ona katıldı. Şehrin iç durumu istikrarsızdı. Geri çekilmenin genel havası, birliklerin moralinin bozulması, merkezi liderlik ve komuta eksikliği savunma kabiliyetini yok etmişti. Ayrıca Karin'de Vehib Paşa'nın ordusunu sabırsızlıkla bekleyen 25 bin civarında oldukça iyi silahlanmış bir Türk nüfusu da vardı.

Andranik'in askeri birlikleri kapsamında askeri operasyonlara katılan yazar Vahan Totovents, "Asker Andranik ve Savaşları" adlı kitabında Erzurum'daki (Karin) durumu anlatıyor.

"Moskova Ermeni Komitesi yetkisiyle buradaydı. Bu yarı siyasi bir yapıydı çünkü birkaç yıldır Karin'de çalışıyordu ve kredi alıyordu. Komitenin kontrolü altında bakkallar ve birlikler vardı.

Ulusal Konsey buradaydı, Ermenistan Güvenlik Konseyi buradaydı, Torgom alayıyla ve ikili makamıyla Odişelidze son otoritesiyle buradaydı. 

Murad'ın asası, Kghi'nin alayı kıdemlisiyle, Yerznka'nın alayı kıdemlisiyle, Baberd'in alayı kıdemlisiyle. Bunların hepsi birbiriyle çekişiyor, mücadele ediyor, biri diğerine sevimsiz geliyor."

"Çeşitli ve şaşırtıcı otoriteler"

Totovents, Erzurum'da (Karin) "çeşitli ve şaşırtıcı otoriteler, alaylar, aşiretler, tek tekerlekli bisikletler" bulunduğunu yazıyor. Özellikle "askeri işlere müdahale etme küstahlığını sergileyen bir öğretmen olan Dikran Ağamalyan hakkında olumsuz konuşuyor.

Bu adamın çeşitli pozisyonları vardı: Karin bölgesi valisi, Karin komiseri, Ulusal Konseyin Karin şubesi başkanı vb. Çeşitli kaynaklara göre Dikran Ağamalyan, silah ve diğer malların satışıyla uğraşıyordu. Aram Amirkhanyan anılarında "Ağamalyan'ın Türklere 75 kutu Mosin tüfeği ve 60.000 mermi sattığı söyleniyor."

Ağamalyan, o günlerde Karin'den ayrılmış olan General Odişelidze ile karanlık mali konularda işbirliği yaptı. Totovents, Odişelidze'nin ayrılırken yanına 5 milyon ruble aldığını yazıyor.

Ağamalyan, Andranik gibi asker olmayan bir kişinin emirlerine uymamaları gerektiğini söyleyerek Karin'deki askerleri Andranik'e karşı suçlamaya başlar. "Ağamalyan, Ulusal Konseyin yerel başkanı A. ve D. alay geri çekilme fikriyle zehirlendi. "Karin'de direnişi denemek boşunadır. Milli Şura, 1914 sınırına çekilme, Kars'ta takviye yapma, düşmanın ateşkesi bozması halinde Türk taarruzunun Kars önlerine geri püskürtülmesi kararını almıştır." Bu yüksek askeri bilim teorisinin propagandasını yapan Ağamalyan'ın mafyası, Andranik'in gelişini öğrenince A. ve D. Alay subaylarına ve askerlerine, Andranik gibi asker olmayan bir adamın emirlerini dinlememeleri talimatını verdi.

"Emir vermeyen kimse yoktur"

Karin'in güçlü duvarları ve güçlü topları vardı. Kalenin yaklaşık 400 topu uzun vadeli savunma ve kuşatma amaçlıydı. Ancak çeşitli devrimlerin ardından ve aylarca süren moral bozukluğu ve yağma sonucunda kalenin toplarının çoğu arızalandı.

Ermeni askeri güçlerini anlatan Avedis Terzibaşyan, şehirde tam bir kaos yaşandığını, herkesin birbirine emir verdiğini yazdı. 

 Avedis Terzibaşyan, "Emir vermeyen kimse yoktur ki, ben de ona emredeyim." "Dört bin düzenli ve bir o kadar da düzensiz piyade birliğimiz, beş yüz düzenli ve düzensiz atlımız var ve gücü 400 top olmasına rağmen 200'ünün pimi ortada yok, 100'ü kara gömülmüş, 100 top var. Bunlardan bazıları kullanılamaz durumda, ancak iyi durumda olan dağ toplarımız ve bir düzine sahra topumuz var" diye yazdı.

Genel moral bozukluğu ve inanç eksikliği, Kars’ta Andranik'in kendisini ziyarete gelen binlerce kişiye yaptığı konuşmada şu sözlerle ortaya çıkıyor: "Ben eski bir askerim, vatanımızı savunmaya gideceğim. Kim bana katılacak?" "Yaklaşık 2.000 kişi sıraya girdi, ancak Andranik onları kışlaya götürmeye gittiğinde sadece 25 kişi kalmıştı."

Andranik'in Karin'e gelişi General Nazarbekyan için beklenmedik bir olaydı. Andranik ve genelkurmay başkanı (karargah) Zinkeviç'in Kars'tan ayrıldığını öğrendiğini söyledi. "...Albay Morel'in yerine Erzurum müfrezesinin başına ve Erzurum kalesinin muhafızlığına atandı. Benim kişisel görüşüm Andranik'in atanmasının yanlış olduğudur."

Elbette Andranik, anarşi koşullarında kale kentinin savunmasını organize etmenin zor olacağını çok iyi anlamıştı. Aylar önce Nazarbekyan ve Areşyan'la Ermenilerin ve Türklerin askeri yeteneklerini tartışırken Andranik şunları söyledi: "Türklerde bizde olmayan bir şey var ve bu yüzden bizi yenecekler. Bu şey disiplindir ve ordudaki disiplin ölümle cezalandırılır."

Karin'de Andranik başka bir taktik kullanmaya çalıştı. Türklerin şehre yaklaşıp kuşatması durumunda çeşitli siyasi ve askeri liderlerin birleşip savunmaya başvurmak zorunda kalacağına inanıyordu. Komutan Antranik  grup lideri Torgom'a "Torgom, sana sırrımı söyleyeyim, kimse bilmesin. Bütün bu firar eden gençleri Karin'in duvarlarında kuşatmaya karar verdim. O zaman isteseler de istemeseler de nasıl savaştıklarını göreceksiniz" dedi.

Devam edecek...