Gizli Ermeniler kimliklerine dönüyor

  • by Éditeur, Haziran 03, 2015 in Tarih
497 görüntüleme
Türkiye’de yaşadıkları baskılar nedeniyle kimliklerini gizleyerek, Müslüman gibi yaşamaya çalışan Ermeniler, toplu vaftiz törenleri ile kimliklerine dönüyor. Son olarak mayıs ayında 12 Dersimli (Tuncelili) Ermeni, vaftizle kimliğine döndü.

Müslüman gibi yaşamaya zorlanan ya da Müslümanlaştırılan Ermenilerin hikayesi, Ermeni katliamının yaşandığı 1915’lere dayanır. Müslüman aileler tarafından evlat edinilen çocuklar, Müslüman erkeklerle evlendirilen kadınlar ve daha istisnai olarak Müslümanlığı seçen Ermeni ailelerinin, katliamdan bu yolla kurtuldukları biliniyor.

Aradan geçen bir asırlık sürede, kimliklerini gizleyerek yaşamak zorunda kalan bu Ermeniler içinde son yıllarda “kimliğe dönüş” için önemli bir hareketlilik gözleniyor. Bu hareketlilik, İstanbul Ermenilerinden ziyade Anadolu Ermenileri arasında oldukça yaygın. Özellikle de asıl adı Dersim olan Tunceli ilindeki Ermeniler arasında.

Miran Pirgiç Gültekin onlardan biri. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Gültekin, ailesinin 1915 katliamından Ermeni kimliğini Aleviler içerisinde gizleyerek, kurtulduğunu anlatıyor. Çok kısa bir süre sonra 1937 yılında Dersim katliamını yaşıyorlar. Hükümetin, Dersim aşiretlerinin isyanını bastırmak için gerçekleştirdiği bu katliamda ailesinin bir kısmı ölüyor. Bir kısmı ise sürgüne gönderiliyor. 10 yıl sonra sürgünden dönenler Müslüman isimleri ile dönüyorlar. Abraham mesela İbrahim oluyor. Önceki kayıtları yok, kendilerine bu isimlerle yeni kimlikler veriliyor.

Yoğunlukla Alevilerin yaşadığı Dersim’de yaşadıkları için onlar da Alevi olarak biliniyorlar. Buna karşın aile içinde Hristiyan kültürünü yaşatmaya çalıştıklarını şöyle anlatıyor Gültekin:

“İlkokula giderken Ermeni olduğumu biliyordum ama Ermeniliğin ne demek olduğunu, ayrı bir kültürümüz, dinimiz olduğunu bilmiyordum. Paskalya’da annem kuru soğanla kırmızıya boyadığı yumurtaları getirir, ‘bahar bayramı, gidin tarlada yiyin’ derdi. Bunun Hristiyan inancına yönelik olduğunu söylemezdi. Herkesin Müslüman isimleri vardı. Ailem, radyoyu Ermenistan’a doğru çevirip, Erivan radyosunu dinlerdi. Ama köydekiler duymuş, ailemi şikayet etmişlerdi. Ben Ermeniliği 18 yaşımda bilince çıkardım, Ermeni arkadaşlarım oldu. Ama yine de bilinçsizdim. Bilinçlenecek kitap vs. yoktu. Ben 1915’i bilmiyordum. Kitaplardan okudum, okudukça etkilendim, psikolojim bozuldu. Özellikle Hrant Dink’in öldürülmesi etkili oldu. 48 yaşımda, kimliğime dönmeye karar verdim. Daha önce yapamazdım, baskı ve korku vardı. 70 yaşındaki kayınpederim, oğlum ve bir akrabamla birlikte gidip, vaftiz olduk. Sonra da ismimi değiştirdim. Selahattin olan ismimi Miran Pirgiç olarak değiştirdim.”

Son dönemlerde toplu vaftiz törenleri ile kimliğine dönen çok sayıda Anadolu Ermenisi var. Son toplu vaftiz töreni 9 Mayıs Cumartesi günü Yeşilköy Surp Istepanos Kilisesi’nde yapıldı. 12 Dersimli Ermeni, önce dini eğitim alıp ardından vaftiz töreniyle kimliklerine döndü.

Ayini izleyen Agos Gazetesi muhabiri Miran Manukyan, Al Monitor’a, bu ayinin atmosfer olarak standart ayinlerden farklı olduğunu söylüyor. Vaftiz ayinlerinde genelde çocukların olduğuna dikkat çeken Manukyan, bu ayinde ise yetişkinlerin yer aldığını, dinlerini yetişkin olana kadar yaşayamayan insanların bulunduğunu söylüyor. Manukyan, “Ayine gelenlere tek tek sordum, hepsi de aynı yanıtı verdi: Özgürlüğümüze kavuştuk” diyor.

Bu ayine katılan Dersimli Ermenilerden biri de 30 yaşındaki Yonca Gültekin. Lia ismini alan Yonca Gültekin, Al Monitor’a şunları söylüyor:

“Babam devlet memuru olduğu için annemle babam Hristiyan olduklarını gizlemişler. Dersimliyiz deyince direk Alevi olarak benimsenmişiz. Ama Kiliseye de gittik. Kiliseye çevreden, komşulardan gizli gidildi. Babam daha çok köylerde öğretmenlik yapıyordu. Sanırım bu nedenle bir çekince oluştu. Özellikle babamın memur arkadaşlarından Hristiyan olduğumuz gizlendi. Ama İstanbul’a yerleştikten sonra gizlememeye başladık, Kiliseye rahatça gidiyorduk. Üniversiteyi bitirdikten sonra kuzenlerimi topladım ve vaftiz olma fikrini ilettim. Hep beraber Kiliseye gidip Başvekil Arem Ateşyan’la görüştük. 6 aylık bir kursa tabi olduk. Ardından vaftiz ayini yapıldı. Şimdi kimliğimi değiştireceğim ve din hanesine Hristiyan yazdıracağım. 63 yaşında olan annem de kimliğini değiştirecek ve Hristiyan yazdıracak.”

Müslümanlaştırılmış Ermeniler ya da gizli Ermeniler, kısa bir süre öncesine kadar Türkiye’de bir tabu idi. Üzerinde görünmeyen bir yasak varmışçasına, insanlar bu konuyu konuşmaktan çekiniyordu. Ancak öldürülen Ermeni Gazeteci Hrant Dink adına kurulan Hrant Dink Vakfı ve diğer sivil toplum örgütlerinin bu konularda sempozyumlar düzenlemesi, entelektüellerin bu konuyu sık sık gündeme getirmesi tabunun yıkılmasında önemli bir etken oldu.

Ayrıca Müslümanlaştırılmış Ermenilerin çocuklarının da bu tabunun yıkılmasında öncü rol oynadığını vurgulayalım. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Ayşe Nevin Yıldız Tahincioğlu, bir konferansta, Urfalı Ayıb Ağa’nın evlendiği Ermeni Sara’yı Müslüman yapmak için kızgın demirle vücuduna hac işaretleri yaptığını anlatmıştı. Konuşmasını ise “Bu zulmü yapanlar benim ailemdi” diyerek bitirmiş, Ayıb Ağa’nın aslında annesinin amcası olduğunu açıklamıştı.. Başka bir isim ise Gazeteci Ahmet Abakay. Annesi Hoşana’yı anlattığı “Hoşana’nın son sözü” kitabında, annesinin 82 yaşına kadar Ermeni olduğunu kendilerinden gizlediğini anlatır. Annesinin ölmeden bir gün önce kendisini yanına çağırıp, Ermeni olduğunu açıkladığını söyleyen Abakay, bu kitabı yazdıktan sonra akrabalarından çok büyük tepkiler almıştı.

Yaşanan bunca acı ve bitmeyen tepkilere karşın Anadolu Ermenileri son zamanlarda hızla örgütleniyor ve toplu vaftiz törenleri ile kimliklerine geri dönüyorlar. Kaç kişinin kimliğe döndüğü ile ilgili net bilgi yok. Ancak Müslümanlaştırılmış Ermeniler ya da gizli Ermeniler konusu gündemde kaldığı sürece, çok sayıda Ermeninin kimliğine geri dönerek bu tabuyu yıkması olası görünüyor.

Buna öncülük edenler arasında yukarıda hikayesine yer verdiğimiz Miran Pirgiç Gültekin’in kurduğu Dersim Ermenileri Derneği bulunuyor. Ayrıca Malatya, Muş, Batman (Sason), Sivas, Hatay Ermenileri de dernek kurarak örgütlendi. Adıyaman ve Diyarbakır Ermenileri de dernekleşme aşamasında. Şimdiye kadar Alevi, Kürt, Arap, Müslüman olarak bilinen Anadolu Ermenileri, artık örgütlenerek kimliklerine dönüyorlar. Bu arada derneklerin tek amacının toplu vaftizlerle din değiştirme olmadığını da vurgulayalım. Dernekler hem Ermenistan’la hem de diğer illerdeki Ermeni örgütleriyle yaptıkları etkinlikler sayesinde, Ermeni gençlerin kaynaşması ve kültürlerini öğrenmelerini de hedefliyor. Bu kapsamda son dört yıldır Erivan gençleri Dersim’e, Dersim gençleri Erivan’a gidiyor. Read more: http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2015/06/turkey-armenians-disguised-muslims-recover-true-identity.html#ixzz3bvoOG6rO Nezahat Eleftos (R) chats with her daughter Leyla at her home in Diyarbakir, in the Kurdish-dominated southeastern Turkey, April 20, 2015. For nearly four decades, Eleftos tried to guard her grandmother Zarife's secret that she too had been born a Christian Armenian, not a Muslim Kurd like all her neighbors. (photo by REUTERS/Sertac Kayar)

Al Monitor - The saga of Armenians who were compelled to live as Muslims goes back to 1915 massacres. Armenian children were adopted by Muslim families, women married Muslim men and some families converted to Islam to save their lives.

These Armenians, who for a century were forced to conceal their identities, are trying to return to their roots. This activity is more prevalent among Anatolian Armenians, particularly those from Dersim. It hasn’t caught on among Istanbul Armenians.

Miran Pirgic Gultekin is one of them. Gultekin explained to Al-Monitor how his family members saved themselves from the 1915 genocide by adopting Alevi identities. But not long after, they were caught up in the government’s 1937 Dersim massacres to put down the uprising of Dersim tribes. Some of his family members were killed; others were exiled. Those who returned after 10 years came back with Muslim names. Abraham had become Ibrahim. Since no records could be found, they were issued IDs with the new names they chose .

As they lived in predominantly Alevi Dersim, they, too, were recognized as Alevis. But the family tried to keep its Christian culture alive inside the house.

“When I was going to elementary school, I knew I was an Armenian but I didn’t know what it meant, that we have our distinct culture and religion," Gultekin said. "At Easter time, my mother used to give us painted eggs but wouldn’t tell us this was a Christian ritual. All of us had Muslim names. My family used to listen to Radio Yerevan. But some in the village heard about all this and complained. I began to think of myself as Armenian when I was 18 years old. I had Armenian friends but nothing to read about my people. I didn’t know about 1915. The murder of journalist Hrant Dink affected me and when I was 48, I decided to return to my to my origins. I couldn’t do it before. There was pressure and fear. With my 70-year old father-in-law, my son and another relative we went to be baptized. Then I changed my name from Selahattin to Miran Pirgic.”

There have been many Anatolian Armenians who have resumed their authentic identities in group baptisms. The last such baptism occurred May 9 at Surp Istenapos Church of Yesilkoy-Istanbul. A dozen Armenians from Dersim were first given religious guidance and then baptized.

Miran Manukyan, a reporter for the Armenian newspaper Agos, covered the event and told Al-Monitor that this was a ceremony different than the usual rites. Generally, of course, children are baptized, but this time the baptisms were for adults who had not practiced their religion until adulthood.

 ‘‘I asked them one by one and they all gave the same answer: We are now free,” Manukyan said.

One of the participants was 30-year-old Yonca Gultekin of Dersim, who took the name of Lia. “Because my father was a civil servant, my parents concealed their Christian religion," she told Al-Monitor. "When they declared they were from Dersim, they were automatically accepted to be Alevis. We went to church without letting neighbors and friends notice. My father was usually teaching in villages. We tried to hide my father's Christianity, especially from his civil servant colleagues. We ended that secrecy once we came to Istanbul, where we went to church comfortably. After I finished university, I gathered my cousins to discuss the idea of baptism."

They then went to the church and discussed it with a senior cleric. "We attended six-month religious course and then were baptized," she said. "I will now change my identity and write Christian in the column for religion. My 63-year-old mother will also alter her identity and inscribe Christian on her ID card."

Islamized Armenians was a taboo subject in Turkey until recently. People simply didn’t want to talk about it. But symposiums organized by the Hrant Dink Foundation (established in memory of the slain Armenian journalist) and other civil society organizations and frequent references to the matter by intellectuals were instrumental in easing the taboo.

The children of the Islamized Armenians also played a major role in overcoming the taboo.

Ayse Nevin Yildiz Tahincioglu, an instructor at Hacettepe University, spoke in a lecture about how a man branded his Armenian wife with a hot iron, marking her cross signs to ensure that she will remain a Muslim. Tahincioglu surprised the audience, saying: “These people who inflicted that brutality on a woman were [in] my family.”

Another notable is journalist Ahmet Abakay. In his book “Last Words of Hoshana,” he writes about his mother, who, until she was 82, had not revealed that she was an Armenian. His mother called him a day before her death and revealed that she was an Armenian. Abakay’s relatives were furious at him for giving away their secret after the book was published.

What's apparent is that the Anatolian Armenians are getting organized, and many more are likely to emerge to recover their authentic identities.

Leading the effort is the Association of Dersim Armenians, which Gultekin set up. Armenians of Malatya, Mus, Batman (Sason), Sivas and Hatay have also formed associations. Adiyaman and Diyarbakir will follow and help Anatolian Armenians known as Alevis, Kurds, Arabs and Muslim until now to assume their old identities. These associations are not only concerned with baptisms. Through their contacts with Armenia and Armenian NGOs in other provinces of Turkey, they are aiming to integrate Armenian youths and teach them their culture.   http://www.horizonweekly.ca/news/details/68163