Armenag Aprahamian: Finlandiya ve Minsk Grubu’nun Mirası: Kafkasya’da Avrupa Diplomasisinin Bir Mihenk Taşı 

  • by Editbeglari, Ekim 22, 2025 in Haberler
220 görüntüleme

Batı Ermenistan Ulusal Konsey Başkanı Armenag Aprahamian’ın açıklaması, 22 Ekim 2025.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) dönem başkanlığını yürüten Finlandiya, önemli bir kararla karşı karşıya: Artsakh-Dağlık Karabağ sorununun barışçıl çözümü için tek uluslararası platform olan Minsk Grubu’nun rolünü yeniden tanımlamak mı, yoksa sürdürmek mi?

Dondurulmuş ancak iptal edilmemiş bir yetki

Minsk Grubu, 1992 yılında AGİT himayesinde, sorunun barışçıl çözümünü teşvik etmek amacıyla Rusya, ABD ve Fransa’nın eş başkanlığında kurulmuştur.

Ancak, 2020 savaşı ve Azerbaycan’ın Artsakh topraklarını ilhak etmesinin ardından, grup henüz yasal olarak feshedilmemiş olsa da fiilen etkisiz hale gelmiştir.

Bakü, Minsk Grubu’nun “modası geçmiş” olduğunu ilan ederken, Moskova ve Washington diplomatik önceliğini azaltmıştır. Ancak Ermeni hukukçular ve diplomatlar, AGİT Bakanlar Konseyi bu yetkiyi resmen iptal edene kadar, yetkinin yasal olarak yürürlükte kalacağına inanıyorlar.

Uluslararası hukuka atıf

Batı Ermenistan Cumhuriyeti Ulusal Konseyi, Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen’e hitaben yazdığı bir mektupta, Minsk Grubu yetki alanının sürdürülmesi ve yerlerinden edilmiş Artsakh Ermenilerinin geri dönüş hakkının uygulanması çağrısında bulundu.

Belge, uluslararası yasal hükümlere dayanmaktadır: BM Şartı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (Madde 13) ve Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme.

BM Uluslararası Adalet Divanı’nın 7 Aralık 2021, 22 Şubat 2023 ve 17 Kasım 2023 tarihli kararları (Doğu Ermenistan-Azerbaycan davasında), Bakü’yü Artsakh Ermenilerinin güvenliğini, serbest dolaşımını ve kültürel mirasının korunmasını sağlamakla yükümlü kılmaktadır. Bu yasal yükümlülükler, yerinden edilmiş kişilerin gönüllü ve güvenli bir şekilde geri dönüşünü sağlamak amacıyla AGİT tarafından denetlenecek uluslararası bir mekanizmanın temelini oluşturmaktadır.

Helsinki hukuk ve diplomasinin kesişim noktasında

Bu mesele Finlandiya için özel bir sembolik öneme sahiptir. Rusya, 31 Aralık 1917’de, Sovyet hükümetinin Batı Ermenistan halkının kendi kaderini tayin hakkını da tanıdığı bildirgeden (29 Aralık 1917) sadece iki gün sonra, Finlandiya’nın bağımsızlığını tanımıştır.

Bu tarihi tesadüf bugün sembolik bir argüman olarak kullanılmaktadır: Halkların kendi kaderini tayin hakkı her iki ülke için de ortak bir değerdir.

Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Dönem Başkanı Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen bir seçimle karşı karşıyadır: Minsk Grubu’nun uluslararası alanda tanınan bir arabuluculuk platformu olarak yasal formatını korumalı mı, yoksa bölgesel güç dengesi adına fiilen kaldırılmasını mı kabul etmelidir?

Avrupa tutarlılığının mihenk taşı

Finlandiya’nın AB ve NATO üyesi olarak konumu uluslararası alanda yakından takip edilmektedir. Helsinki, Minsk Grubu’nun korunması fikrini desteklerse, bu durum Avrupa’nın çok taraflı formatların zayıflamasına karşı diplomatik bağımsızlığının bir göstergesi olarak görülebilir.

Aksi takdirde, yetkinin sessizce reddedilmesi, AGİT’in rolünün azalması ve 1975’te Helsinki’de oluşturulan işbirlikçi Avrupa güvenlik modelinin zayıflaması anlamına gelecektir.

İnsan hakları savunucularına göre, bu mesele Ermeni meselesinin ötesine geçmektedir. Uluslararası hukukun üstünlüğü ile askeri gücün üstünlüğü arasındaki çatışmayı ilgilendirmektedir.

Artık Finlandiya diplomasisinin elinde olan Minsk Grubu’nun geleceği, Avrupa’nın kendi yarattığı ilkeleri savunma yeteneğinin bir ölçüsü haline gelmektedir.