Batı Ermenistan Cumhuriyeti Başbakanı Lydia Margossian, Sevr Antlaşması’nın 106. yıldönümüne adadığı konuşmasında, antlaşmanın Ermeni halkı için tarihi ve hukuki önemini vurgulayarak, bunun sadece tarihi bir belge olarak değil, aynı zamanda Ermeni Sorunu’nun uluslararası hukuk sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Lydia Margossian’a göre, 10 Ağustos 1920’de Paris yakınlarındaki Sevr Salonu’nda Osmanlı İmparatorluğu ile I. Dünya Savaşı’nın galip güçleri arasında imzalanan antlaşma, Ermenistan için özel bir öneme sahipti. Sevr Antlaşması’nın 88-93. maddeleri, Ermenistan’ın özgür ve bağımsız bir devlet olarak tanınmasını ve Ermenistan ile Türkiye arasındaki sınırın uluslararası bir hukuk mekanizması olan tahkim yoluyla belirlenmesini öngörüyordu.
Konuşmada özellikle Ermeni Ulusal Delegasyonu’nun faaliyetlerine değinildi. Lydia Margossian, Ermeni Sorunu’nun uluslararası temsili çalışmalarının I. Dünya Savaşı’ndan önce başladığını ve savaştan ve Ermenilere karşı işlenen Soykırımı’ndan sonra da devam ettiğini kaydetti. Boghos Nubar başkanlığındaki heyet, 1919’da Paris Barış Konferansı’na katılarak Ermeni halkının siyasi, bölgesel ve tazminat taleplerini sundu.
Lydia Margossian, Ermenilere karşı işlenen Soykırımı ve Batı Ermenistan’daki Ermeni nüfusuna verilen zararların, uluslararası platformlarda sunulan taleplerin önemli dayanaklarından biri olduğunu vurguladı. Ona göre, bu süreç daha sonra Ermeni Sorunu’nun siyasi taleplerden uluslararası hukuki formülasyonlara geçişine katkıda bulundu.
Başbakan ayrıca, Sevr Antlaşması’nın ana hükümlerinin oluşturulduğu 1920 San Remo Konferansı’ndan da bahsetti. Bu süreçte, Ermenistan’ın sınırları meselesinin ABD Başkanı Woodrow Wilson’ın hakemliğine devredilmesi fikri ortaya atıldı. Margossian’a göre, bu önemli bir aşamaydı, çünkü Ermeni talebi belirli bir uluslararası hukuki mekanizmayla bağlantılıydı.
Lydia Margossian ayrıca, Temmuz 1920’de gerçekleşen ve Müttefik Güçlerin Sevr Antlaşması müzakerelerinin sonuçlanmasından önce Osmanlı hükümetine bir ültimatom sunduğu Spa Konferansı’na da değindi.
Konuşmasında Lydia Margossian, Ermeni Sorununun gelişiminde bir başka dönüm noktası olan Sevr sürecinden önce atılmış utanç verici bir adım olarak değerlendirdiği 1918 Batum Antlaşması’ndan da bahsetti.
Bu anlaşmanın tamamen farklı siyasi koşullar altında imzalandığını ve Sevr Antlaşması’na eşdeğer olarak kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Lydia Margossian’ın en önemli vurgularından biri, Sevr Antlaşması ile ilgili olarak, sadece imzalanma gerçeğinin değil, aynı zamanda öncesindeki diplomatik sürecin de incelenmesi gerektiğiydi: Ermeni Ulusal Delegasyonu’nun faaliyetleri, Paris Barış Konferansı, San Remo ve Spa Konferansları ve uluslararası hukuki tartışmalar.
Batı Ermenistan Cumhuriyeti Başbakanı konuşmasının sonunda, Ermeni halkını, özellikle de gençleri, Sevr Antlaşması’nın tarihini ve hukuki önemini derinlemesine incelemeye çağırdı. Ona göre, tarihi gerçeklerin bilinmesi, Ermeni haklarına ilişkin uluslararası tartışmalarda tutarlı ve sağlam temellere dayalı bir pozisyon sunmak için önemlidir.
