https://www.facebook.com/peopleofar/videos/1301689417672664
Büyük imparatorlukların gölgesinde göze çarpmayan ama güçlü bir krallık olan Urartu vardı; bu krallık yüzyıllar boyunca eşi benzeri olmayan bir gücün ve yeniliğin simgesi haline gelmişti.
M.Ö. 9. yüzyılda Urartu sadece bir krallık değil, aynı zamanda halkının değerli yaratıcı ruhunu parlak bir şekilde sergileyen, zaptedilemez kalelerin ve kültürün merkeziydi.
Urartular, modern Van kenti yakınlarındaki Tuşpa’da, o dönem için gerçekten gelişmiş ve benzeri görülmemiş bir fenomen olan, taş mimarinin modern çözümlerini kullanan kaleler inşa ettiler.
Asur gibi güçlü bir düşman komşuya sahip olan Urartular, yüzyıllar boyunca imparatorlukların güçlerine karşı savaşmış, bağımsızlıklarını ve kimliklerini amansızca korumuşlardır.
Ancak zamanla krallığın görkemi unutulmuş, kalıntılar toprak altına gömülmüş ve Urartuların anısı tarihi kaynaklarda varlığı sona erdi.
Ancak 19. yüzyıldaki arkeolojik keşifler sayesinde Urartu’nun sırları yeniden ortaya çıktı ve bu kadim krallığın gizemli sayfaları açıldı.
Son yıllarda yapılan genetik araştırmalar da günümüz Ermenilerinin Urartuların en yakın torunları olduğunu kanıtlıyor. Harvard AADR veri tabanına ve G25 analizine göre Ermeniler Urartularla en yakın genetik akrabalığa sahiptir.
Araştırmaların Urartu’nun geçmişine yeni bir ışık tuttuğu günümüzde, bu güçlü krallığın Ermeni halkıyla yakından bağlantılı olduğu düşüncesi yeni bir güçle sabitleniyor.
Arkeolojik keşifler ve genetik analizler birlikte Urartu’nun görkemli tarihini yeniden canlandırıyor ve onu modern Ermeni kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor.
Urartu mirası, yalnızca Ermeni halkının kadim köklerine tanıklık etmekle kalmıyor, aynı zamanda onların dünya tarihine eşsiz kültürel ve medeniyetsel katkısını da doğruluyor.
“Batı Ermenistan Eğitimsiz Vahşi Türk İşgalcilerine Karşı Mücadelede”
