Madde 11: İnsan Hakları Konseyi’nin değerlendirmesi ve kabulü için sunulacak öneriler
Yeryüzünün tuzu, evrensel ve yerli: Köklü bir bilgeliğe doğru
Kadim ve sembolik bir dille ifade edilen “Yeryüzünün tuzu sizsiniz” sözü, kültürel veya dini sınırları aşan bir gerçeği içerir: Bazı insanlar veya halklar, insan yaşamına lezzet, derinlik ve istikrar veren şeyi kendi içlerinde barındırırlar.
Bu tuz, güç ve zenginlik gibi görünmezdir, ancak onsuz her şey tatsız, yozlaştırıcı ve boş olur. Bu tuz, temel değerlerdir, yaşayan anılardır, insan ile toprak, geçmiş ve gelecek arasındaki derin bağlardır.
Aslında, yerli halkların birçok medeniyette oynadığı önemli ve görünmez rol tam da budur.
1. Yerlilik: Köklü ve yaşayan bir varlık
Yunanca aútos (kendi) ve chthôn (toprak) kelimelerinden türetilen “yerli” kelimesi, “bu topraktan olanlar” anlamına gelir; dışarıdan gelmeyen, yaşadıkları topraklarda organik, kozmik ve kuşaklar arası bir ilişki içinde doğanlar.
Yerli halklar yalnızca bir toprak parçasında yaşamakla kalmazlar: onu somutlaştırırlar, toprağı dinlerler, ona hizmet ederler. Hafızaları büyük ölçüde sözlüdür; bilgelikleri ritüel, şarkı, yürüyüş ve doğa aracılığıyla aktarılır. Parçalanmış ve teknik bir dünyada, süreklilik, sadakat ve anlam unsurunu temsil ederler: onlar toprağın tuzudur.
2. Kökler aracılığıyla evrensel
Sömürgeci felsefelerin hatası, evrenselin soyutlamadan, köklerinden koparmaktan, özel olanı unutmaktan doğduğuna inanmalarıydı. Ancak gerçek evrensel, köklerden, bir yerle, bir gökyüzüyle, bir ritimle mütevazı ve samimi bir ilişkiden doğar.
Yerli halklar, evrenselin yerliye karşıt olmadığını, onun meyvesi olduğunu öğretir. Bir yere derinden ait olanlar herkesle konuşabilir. Bir Keçuva büyüğünün şarkısı, bir yerli ustanın duası, Sasunlu bir Ermeni büyüğünün sesi veya bir İnnu liderinin konuşması herkese dokunabilir, çünkü içlerinde toprağa ve kutsala bağlı, derin bir insan sesi vardır.
“Evrensel” olmak, birlik ve açıklık yoluyla dünyaya tat ve anlam katan, ancak topraktan, köklerden, nefesten yola çıkan şey için çabalamak anlamına gelir.
3. Yerli halkların dünyanın tuzunu koruma sorumluluğu
Ekolojik, sosyal ve manevi dengelerin çöktüğü günümüzde, insanın efendi değil, koruyucu, müttefik ve arabulucu olduğu bir dünyanın anısını hâlâ taşıyanlar genellikle yerli halklardır.
Onlar “geçmişin kurtulanları” değil, geleceğin tuzudur. Bunlar, modern dünyada henüz farkına varılmamış bir bilgeliği temsil ediyor: karşılıklı bağımlılık, oran ve paylaşılan kutsallık bilgeliği.
“Evrensel” olmak, birlik ve açıklıkla, ama topraktan, köklerden, nefesten, dünyaya tat ve anlam katan şey için çabalamak anlamına gelir.
Yerli halklar, bu açıdan bakıldığında, evrenselliğin sessiz ama değerli taşıyıcılarıdır: soyut veya küreselleşmiş değil, yaşayan, dünyevi ve kutsal bir “evrensel.”
Evrensele ulaşmak, onların özgünlüklerini inkar ederek değil, yalnızca seslerini dinleyerek, eşitliklerini kabul ederek ve onlardan yeniden insan olma sanatını öğrenerek mümkündür. Yerli halkların ve ulusların İnsan Hakları Konseyi’ne katılma zamanı gelmedi mi?
Bu öneri, diğerlerinin yanı sıra, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 20. Maddesi kapsamındadır.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Armenag APRAHAMİAN
Batı Ermenistan Ulusal Konseyi Başkanı
