Mimariden hafızaya, Muş’ta Ermeni yapıların izini sürmek

  • by Éditeur, Haziran 16, 2020 in Tarih
1542 görüntüleme

BATI ERMENİSTAN – 1915 soykırımı ile Muş’ta Ermeni nüfusun yok edilmesi ardından, kentin mimarisi de kıyımdan nasiplendi. Sistematik yıkım süreci 2012 senesinde Kale Mahallesi’nin kentsel dönüşüm alanı ilan edilmesiyle noktalandı sayılır. Bir şekilde hala hayatta kalan son Ermeni izleri bu “dönüşüm”le silindi. Aşağıdaki haber, Muş’ta kent hafızasını Ermeni yapılarının dönüşümü temelinde sorguluyor. Bekir Avcı’nın hazırladığı haberi paylaşıyoruz.

Bekir Avcı

Çocukluğumun da geçtiği Muş’un Kale Mahallesi, eski bir Ermeni mahallesiydi. Kentin çoğu yoksul olan kesimine yakın tarihe dek ev sahipliği yapan bu mahallede Ermeni hafızasını canlı tutan kimi yapılar mevcuttu. Ta ki 2012 senesine kadar. O yıl mahallenin kentsel dönüşüm alanı ilan edilmesiyle Ermeni mimarisinin son izleri de silindi.

200 yılı aşkın zamandır ayakta kalmayı başarmış Ermeni yapıları tescilli olmadığı gerekçesiyle kısa süre içerisinde yıkıldı. Dönemin Muş Belediye Başkanı Necmettin Dede, “Ermeniler 1917’deki Rus işgaliyle Muş’a geldi, evleri ve bağları Türklerden aldı” iddiasında bulunup, “Taş ve topraktan yapılmış evler, tescil edecek ne var?”[1] dese de yıkılan yapıların hemen hepsi tarihiydi, tarihin akışı da iddia ettiği gibi değildi.

Daron’dan Muş’a

Tıvnig, Vartenis, Til, Nor Şen, Garni, Arinçvank, Orgnost…[2] Adı geçen bu yerler bugünkü Bitlis ve Muş sınırları içerisinde kalan ilçe ve köylerden bazıları. Kürtçe ve Türkçe isimleri olsa da bu yerler yöre halkı tarafından hala Ermenice adlarıyla anılıyor. Bu dahi bölgenin Ermeni tarihine, o tarihin bugüne uzanan izlerine dair çok şey söylüyor.

19’uncu yüzyıl ile 20’nci yüzyıl başlarında dönemin Bitlis Vilayeti’ne bağlı sancaklardan biri olan Muş, beş kazaya bölünmüştü. Sancağın kazalarından biri kentle aynı adı taşıyan, bugünkü kent merkezini de kapsayan Muş’tu.

Ermeni gazeteci ve yazar Pakrat Estukyan Muş’un çok eski bir yerleşim yeri olduğunu belirtirken, kentin Ermeni tarihinde her zaman önemli bir merkez olduğunu söylüyor.

O da Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında hep müzakere edilen Ermeni vilayetleri (Vilâyat-ı Sitte) tanımının içine Muş’un girdiğini hatırlatıyor.

Raymond H. Kévorkian ve Paul B. Paboudjian’dan Muş Sancağı’nda 299 kilise ile 94 manastırın, 135 de okulun olduğunu, 1914’te Muş Kazası’nda 103 köy ve kasabaya dağılmış 75 bin 623 Ermeni’nin yaşadığını öğreniyoruz.[3]

Yani bugün TOKİ yapılarıyla donatılan Kale Mahallesi’nin de olduğu bölge, antik bir Ermeni şehri olan Muş’un, orijinal adıyla Daron’un önemli merkezlerinden biriymiş.

Kadim Ermeni kenti Daron, Anadolu’da erken dönem Hıristiyanlığın merkeziydi. Tarihçi Richard G. Hovannisian, Tarihi Kentler ve Ermeniler dizisinin ilk kitabı olan Bitlis ve Muş’ta[4], Daron’un antik dönemden beri Ermeni yaşamı için bir kaynak niteliğinde olduğunu söylüyor. 1915’te Sasun ve Bitlis’tekilerle beraber Muş Ermenilerinin hiçbir kaçış yolları olmadığı için “kapana kıstırıldığını” vurgulayan Hovannisian, o tarihten itibaren Ermeni nüfusunun yanı sıra Ermenilerin varlığının kanıtlarının da sistematik olarak yok edildiğini belirtiyor. Hiç kuşkusuz bu “kanıtların” başında kentteki Ermeni mimarisi geliyordu.

Pakrat Estukyan

 

İttihat ve Terakki Cemiyeti iktidarının gerçekleştirdiği 1915 soykırımı ile kentteki Ermeni nüfusun yok edilmesi ardından, kentin mimarisi de kıyımdan nasiplendi; Ermeni mal ve mülkleri dağıtıldı, okul, kilise ve manastırları yıkıldı ya da farklı amaçlarla kullanıldı.

1915’ten sonra bu yapıların uzun vadede nasıl yok edildiğini Estukyan şöyle anlatıyor:

“Muş gibi birçok yerde önce araziler özelleştirildi. Böylece eskiden kamuya ait yapılar şahıs malı oldu. Düşünsenize, adamın arazisinde kilise var, okul var.

“Bunun dışında kalan yerlerde de o yapının taşları başka yerlerde kullanıldı. Devlet yeni bir yapı inşa edeceği zaman o yapıların taşlarından yararlanmak istedi. Bir kısmını fonksiyonel olarak kullanıp dönüştürdüler. Mesela bir kilise şehir içindeyse ya da bir yerleşim biriminin içindeyse onu camiye çevirdiler. ‘Hazır çevrilmiş bir yapı var bunu kendi ihtiyacımıza göre kullanalım’ dediler. Bu da bir yöntemdi.

“Bir diğer yöntem de yapıların taşlarını çalmaktı. Mesela Muş’ta en önemli bir yapı, Çengilli diye bilinen bölgedeki manastırdı. Çok büyük bir manastırdı. Ermenilerin orada yaşadığı dönemde son derece işlevsel bir hac mekanıydı. “O civardaki köylerin tüm evleri o manastırdan yapılmıştır mesela. Şu anda o manastırdan eser yok. Halbuki fotoğrafları var. Yani 90-100 sene önce ayakta olan bir yapıdan bahsediyoruz. Bunlar depremde ya da doğal afetle yıkılmadı. İnsan eliyle yıkıldı.”

Estukyan’ın dediği gibi, bu yapılardan günümüzde ayakta kalabilen neredeyse yok.

Muş Ovası’nda yer mi yoktu?

Yıkımın başladığı 2012 yılında, Ermenice ve Türkçe yayın yapan Agos gazetesinin gündemleştirmesi, yine bazı mimar ve hak savunucularının desteğiyle kimi evler kurtarılabildi. Yıkımla beraber mahalledeki tarihi Ermeni evleri yok edilirken onlardan biri kurtarılabildi. Muşlu Ercan Çete’nin evi hala ayakta ancak o da oradan çıksın diye bin bir uğraş veriliyor.

Çete’nin o dönem evini tescilleyerek kurtarabilmesi sembolik ve hukuki bir önem arz ediyor. Çünkü Çete örneği, diğer evlerin de tescillenebileceğinin kanıtı. Ancak mahallede artık tescillenecek bir yapı yok. Çünkü o dönem evlerinden çıkmak istemeyenler zorla çıkarıldı, evler birkaç hafta içinde yerle bir edildi.

Ercan Çete evinin önünde

 

“Buradaki Ermeni tarihini tamamen yok etmek istiyorlar”

Daron Muş Ermenileri Derneği yöneticisi Hayrettin Arslan, “Burası ruhani bir yerdi. Burada yetişen papazlar farklı şehirlere gönderiliyordu” diyerek Muş’un Ermeni tarihindeki önemine vurgu yapıyor.

Hayrettin Aslan

 

1915 sonrasında Ermenilerden kalan birçok yapının yok edildiğini hatırlatan Arslan, geride kalanların ise özellikle devlet ile PKK arasındaki savaşın şiddetlendiği 90’larda ya yok edildiğini ya da tahrip edildiğini söylüyor.

 

Mahalleliler anlatıyor

Kale ve civar mahallelerde yaşayan, buralardan yolu geçen, oradaki evleri gören ya da bilenlerin hafızasında canlanan ilk şey kentteki Ermeni varlığı. Konuştuğumuz Muşluların anlatılarında da bu tanıklığı görmek mümkün.

Mahalleliler bir zamanlar oturdukları evlerin eskiden kime ait olduğunun farkında ve mahallenin Ermeni geçmişinin de bilincinde.

1915’in hayaleti

Muş’ta definecilik neredeyse profesyonel bir “meslek” haline gelmiş. Zaten define avcılarının kazıları da Ermeni mimarisinin tahribatında büyük paya sahip.

1915 sonrasında Anadolu’da işlevsizleştirme ve kimliksizleştirme siyasetinin sistematik olarak sürdürüldüğünü söyleyen Estukyan, “Bu siyasete çok büyük katkı getirenlerden biri de define avcılarıydı” diyor.

Yıkıntılar içinde ağıt

Mahallede kalan son evlerden Ermeni bir kafileyle karşılaştım. Muşlular kente gelen Ermeniler için “turist” dese de onlar Daronlulardı, yani kentin yerlileri.

Artık harabeye dönmüş kilise ile Çete’nin evi arasında duraklamış, yıkım karşısındaki hüzünlerini gizlemiyorlardı. Karşı tepedeki Ermeni mezarlarına bakarken, normalde kiliselerde yapılan bir ayini gerçekleştiriyorlardı.

Yaktıkları “Khunk” ile yıkıntılar arasında artık bir “pusula” işlevi gören harabe haldeki kilise, kalan tek Ermeni evi ve karşıdaki yıkık Ermeni mezarlarına bakarak dualar ediyorlardı.

Kafiledekilerle konuşmak istediğimde tedirginliklerini saklamadan, konuşma isteğimi reddettiler. Sadece içlerinden yaşlı bir kadın ağlayarak şunları söyleyebildi: “Atalarım burada yaşadı, burada öldürüldü. Biz buradaydık…”

Son bakış

Bugün Muş’un Kale Mahallesi’nde devasa TOKİ yapılarının arasında üç tarihi cami göze çarpıyor.

Müslümanlığı temsil eden bu yapıların gölgesinde ve TOKİ’lerin arasında Ermeni yapıların yıkıntıları uzanıyor. Ercan Çete’nin hala yıkım tehdidi altındaki evi ise bir anıt gibi duruyor mahallede.

[1] http://www.agos.com.tr/tr/yazi/5265/baskan-dede-den-mus-lu-gecmis-zaman

[2] Tıvnig: Durugöze, Vartenis: Altınova, Til: Korkut, Nor Şen: Sungu, Garni: Ağaçlık, Ardonk: Konakdüzü, Orgnost: Çukurbağ

[3]  Kévorkian, Raymond H. ve Paboudjian, Paul B., “1915 Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeniler”, Aras Yayıncılık, Çev: Mayda Saris, 2012

[4] Hovannisian, Richard G., “Tarihi Kentler ve Ermeniler: Bitlis ve Muş”, Çev: Zülal Kılıç, Aras Yayıncılık, 2016

[5] Çelik, Adnan, “Can-kırımdan hafıza-kırıma: Sur’da yeni-den rejim inşası”, gazetekarinca.com, 2017, Erişim Tarihi: 20.12.2019

[6] http://www.agos.com.tr/tr/yazi/11306/musta-ermeni-kelimesinin-karsiligi-define-altini