


24 Nisan 2026
Lydia Margossian – Batı Ermenistan Cumhuriyeti Dışişleri Başkan Yardımcısı
Buradayız; Batı Ermenistan’da, yani 10.000 yılı aşkın bir geçmişe sahip yerli bir halkın topraklarında 2 milyon cana mal olan bir soykırımın kurbanlarını anmak için.
Ermeni halkına yönelik soykırım, ardışık üç Türk hükümetinin barbarlığı sonucu, aşamalı bir plan çerçevesinde gerçekleştirilmiş ve gerçekte günümüze kadar hiç sona ermemiştir.
Bir asır önce, 1894’ten 1923’e kadar, atalarının topraklarında barış içinde yaşayan yerli bir halk, Türk yatağanı ile katledilmiş ve parçalanarak yetim bir millete dönüştürülmüştür.
Soykırım sonucunda Batı Ermenistan Ermenilerinin yaşadığı köklerinden koparılma ve sürgün son derece vahşidir; bu durum zorunlu asimilasyona ve dünyanın en eski uygarlıklarından birinin canlı hafızasının kaybına yol açmıştır.
Soykırım planları 19. ve 20. yüzyıllarda Batı Ermenistan’ın birçok şehir ve vilayetinde devam etmiş, halkımız katliamlara maruz bırakılmış, yakın zamanda ise Artsakh’a ulaşmıştır; burada yerli halk etnik temizliğe maruz kalmış ve bu durum soykırım suçunun hukuki tanımına uymaktadır.
Ancak Türk-Azerbaycan yöntemleri değişmiştir; bir asır önce kullanılan yatağanın yerini bugün insansız hava araçları ve misket bombaları almıştır; bunlar bugün Filistin halkına karşı da kullanılan silahlardır.
Artsakh’ta 150.000 nüfusun üzerine yağan ateş ve demir seli 5.000 can almış, 10.000 kişiyi engelli bırakmıştır; bu durum, yerli halklara karşı yürütülen yeni teknolojik savaşın ilk gerçek örneklerinden birini hatırlatmaktadır.
Bu ardışık soykırım aşamaları sonucunda milletimiz birkaç nesil boyunca yok edilmiş, nüfusu Orta Asya’dan gelen işgalcilerin egemenliği altına verilmiş, mirası yok edilmiş veya yasa dışı şekilde gasp edilmiş, ormanlar ise fosfor bombalarıyla yakılmıştır.
“Suçların suçu”na bir asırdan fazla süredir, Batı Ermenistan’ın devlet egemenliğinin yasa dışı şekilde gasp edilmesi suçu da eklenmiştir; çünkü Türk devleti uluslararası hukuk açısından 1920’den bu yana Batı Ermenistan’ı hukuka aykırı biçimde işgal etmektedir. Bu da Ermenilere karşı gerçekleştirilen soykırımın, 1920 Ermenistan’ı olarak tanınan bir devletin topraklarında gerçekleştiği anlamına gelir; bu devletin halefi Batı Ermenistan’dır.
Erivan yönetimindeki bazı yetkililerin, Batı Ermenistan’ı Türk, Artsakh’ı ise Azerbaycan toprağı olarak kabul etmeye hazır olan huzursuz ve anlamsız adımları, atalarımızın mezarlarından yükselen ve yeni nesilleri uluslararası hukuku uygulamaya çağıran sesleri susturamaz.
Uluslararası hukuk nedir, eğer ABD Başkanı Woodrow Wilson’un hakem kararının uygulanması değilse? Bu karar Batı Ermenistan’ın kendi sınırları içinde tam egemenliğini tanımlar.
Uluslararası hukuk nedir, eğer Sevr Antlaşması’nın Ermeni maddelerinin uygulanması değilse? Bu maddeler hâlâ geçerliliğini korumaktadır.
Burada bulunan devlet temsilcilerine ve Fransa Cumhuriyeti’nin tüm seçilmiş yetkililerine yeniden teşekkür etmek istiyorum.
Sizler, Ermeni halkının trajedisinin ilk anlarında onun yanında duran Anatole France ve Jean Jaurès gibi büyük Fransızların devamısınız.
Hanımefendiler ve beyefendiler, Ermeni ulusal tarihi sizin adlarınızı sonsuza dek hatırlayacaktır.
Buradaki varlığınızla, halkların kendi kaderini tayin hakkını teyit ediyor ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın onurunu yeniden tesis ediyorsunuz.
Yerli halkların yanında durarak, onların – bizim halkımız dahil – kendi kaderini tayin hakkını destekliyor ve insan onuruna katkıda bulunuyorsunuz.
Birleşmiş Milletler Yerli Halkların Hakları Bildirgesi’ne destek veren ve 1920 Ermenistan’ını, yani Batı Ermenistan’ı tanıyan tüm devletlere, özellikle Fransa’ya teşekkür ediyorum.
Fransa’da işgal sadece tarihin bir aşaması olmuştur. Direniş hareketinin temsilcilerini ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, soykırımdan kurtulanların veya onların torunlarının Fransa’nın ve dünyanın özgürlüğü için hayatlarını feda ettiklerini tanıma kararını; Misak ve Meliné Manuşyan’ı Panthéon’a taşımasını selamlıyorum.
Batı Ermenistan’ın işgali de Ermeni halkının uzun tarihinin yalnızca bir aşaması olacaktır; böylece sonunda mutlu günler gelecek ve soykırımdan kurtulanların torunları atalarının topraklarına dönecektir.
Yaşasın Fransa,
Yaşasın özgür, egemen ve bağımsız Batı Ermenistan.
Teşekkür ederim.
