1894-1923 yılları arasındaki Yerli Ermenilere yönelik soykırımın üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen, Alman İmparatorluğu’nun oynadığı rol sorusu yeniden gündeme geliyor.
Türkiye soykırım hipotezini reddetmeye devam ederken, Almanya 2015 yılında pratik bir adım attı: Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, ülkesinin Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere karşı işlenen suçlardaki suç ortaklığını açıkça ilan etti.
Cumhurbaşkanının Açıkça Tanıması
23 Nisan 2015’te Berlin Katedrali’nde düzenlenen kitlesel bir toplantıda Joachim Gauck, “Ermenilere uygulanan soykırımındaki ihmalkarlığımızı ve ortak sorumluluğumuzu kabul etmeliyiz” dedi.
Almanya Federal Cumhuriyeti adına söylenen bu sözler tarihi bir dönüm noktası oldu: İlk kez bir Alman devlet başkanı, 20. yüzyılın en büyük suçlarından biri olan Kayzer İmparatorluğu’nun ahlaki ve siyasi sorumluluğunu kabul etti. Kısa bir süre sonra, Bundestag da bu tanımayı tarihi bir kararla teyit etti ve Birinci Dünya Paylaşım savaşı sırasında Türk hükümetiyle birleşen Alman İmparatorluğu’nun “ortak suçluluğuna” dikkat çekti.
Gizli diplomatik belgelerde belgelenen suç ortaklığı
Tarihçi Wolfgang Gust tarafından incelenen Alman Dışişleri Bakanlığı’nın “Politisches Archiv” belgeleri, Alman diplomatların devam eden katliamlar hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olduğunu ortaya koyuyor.
Temmuz 1915’te, İstanbul’da görev yapan Büyükelçi Hans Freiherr von Wangenheim şöyle yazmıştı:
“Devrimlerin koşulları, Osmanlı hükümetinin amacının imparatorluktaki Ermeni milletini yok etmek olduğunu gösteriyor.”
Halefi Paul Graf Wolf Metternich, Aralık 1915’te şöyle demişti:
“Orada yaptıkları bizim işimiz; subaylarımız, silahlarımız, paramız. Bizim yardımımız olmasaydı, Osmanlı İmparatorluğu düşerdi.”
Bu belgeler yalnızca suçların farkındalığını değil, aynı zamanda önlem eksikliğini de belgeliyor. Alman birlikleri, Soykırımı gerçekleştiren Jön Türk hükümetine askeri, lojistik ve diplomatik destek sağlamaya devam etti.
Alman Subaylarının Doğrudan Katılımı
Liman von Sanders ve von der Goltz gibi Alman subayları, bazen Ermenistan yollarında gerçekleşen toplu sürgünlere tanıklık ettiler. Çağdaş kaynaklara göre bazıları görmezden geldi veya “önlemleri” askeri zorunlulukla haklı çıkardı.
Devletin suç ortaklığına dair bir örnek
Almanlar katliamları organize etmedi, ancak 1880’lerden itibaren Osmanlı ordusunu modernize ederek, silah ve lojistik destek sağlayarak ve İstanbul ile stratejik ittifakı korumak için diplomatik sessizliği koruyarak bu katliamları mümkün kıldılar.
Tarihi gerekçelendirme ve tazminat talepleri
2015’teki manevi tanınma, resmi bir tazminat sürecini başlatmadı, ancak bugün özellikle Batı Ermenistan Cumhuriyeti’nden, Almanya’nın sorumluluğunu tamamen üstlenmesini talep eden sesler yükseliyor. Örnek olarak 1952 yılında İsrail’e ve 2021 yılında Namibya’ya ödenen tazminatları hatırlatıyorlar.
Tarihi ve diplomatik tartışmaların yeniden açılması ihtiyacı
Mevcut Alman parlamentosu, Ermenilere Uygulanan Soykırımın 2016 yılında tanımıştı, ancak kararda Alman suç ortaklığından açıkça bahsedilmiyordu. Milletvekilleri, Alman katılımını görmezden gelmenin tarihsel ve ahlaki olarak kabul edilemez olduğunu vurgulayarak tartışmanın yeniden açılmasını talep ediyor. Sembolik ve hukuki çözümler
Batı Ermenistan temsilcileri şunlara işaret ediyor:
Soykırımı önleme yükümlülüğü (1948 Sözleşmesi),
Halkların kimliğinin iadesi hakkı (2007 BM Bildirgesi),
Yıkılan kültürel mirasın iadesi (UNESCO Sözleşmeleri 1954-2003).
Resmi tanımanın, eğitim ve anma programı eşliğinde, adaletin yeniden tesis edilmesine giden ilk adım olacağını garanti ediyorlar.
Henüz tamamlanmamış bir Avrupa hafızası
Şimdiye kadar Şoa anma modeli olarak bilinen Almanya’nın Ermenilere Uygulanan Soykırıma karşı tutumunda hâlâ açık bir sorun var. Joachim Gauck’un 2015 tarihli sözleri, tarihsel gerçeğin yalnızca kendi suçlarımızı değil, aynı zamanda katkıda bulunduğumuz suçları da ilgilendirdiğini hatırlatıyor.
Bir Berlinli tarihçi, “Almanya Auschwitz’e karşı koyma cesaretini gösterdi; şimdi Halep, Deyr ez-Zor ve Ermeni göç yollarıyla yüzleşme zamanı” diyor. Sonuç olarak, bir asır sonra tarih yine Berlin’in kapısını çalıyor.
Batı Ermenistan Cumhuriyeti heyeti, Ekim 2025’te, “Almanya’nın Nazizm kurbanları ve sömürge halkları için yaptıkları, Ermeni halkına örnek teşkil etmelidir” diye ilan etti.
