Geçmişle yüzleşme ihtiyacı: 1915’in Sessiz Çığlığı 

  • by Editbeglari, Haziran 06, 2026 in Armenosid
82 görüntüleme

Nisan ayı, bu toprakların en acımasız aynalarından biridir: Geçmişe bakmaya cesaret edemeyenler, onunla yüzleşmekten kaçınarak hayatlarına devam ederler. 111 yıl önce, Osmanlı İmparatorluğu genelinde Ermeni, Asur, Keldani, Nestorian ve Pontus Rum halkları sistematik bir soykırıma maruz bırakıldı. Van’dan Karin’e, Bağeş’ten Tigranakert’e, İstanbul’dan Adana’ya, Sebastia’dan Caesarea’ya ve Maraş’tan Urfa’ya kadar eş zamanlı olarak cinayetler, sürgünler ve yağmalar gerçekleştirildi.

Yaklaşık 2 milyon Ermeni ve on binlerce Asur ve Rum bu vahşetin kurbanı oldu. Kadınlar zorla köleleştirildi, çocuklar öldürüldü ve tüm köyler ve şehirler nüfusundan arındırılarak geride yıkılmış bir kültürel ve ekonomik miras bırakıldı.

Makale, bu trajedinin bir kaza olmadığını, çeşitli güçlerin ve silahlı grupların katılımıyla organize bir devlet politikası çerçevesinde gerçekleştirildiğini vurguluyor. Suç, ideolojik ve dini yorumlarla meşrulaştırılırken, insan vicdanı, merhamet ve adalet arka plana atıldı.

Ancak en ağır sorumluluk sadece faillerde değil; sessiz kalanlarda, korkanlarda veya çıkar için dolaylı katılımcı olanlarda da yatmaktadır. Makaleye göre, sessizlik yarayı kapatmakla kalmaz, aynı zamanda derinleştirir ve yeni bir tekrar riskini yaratır.

Bugün, geçmişteki bu olaylar sıklıkla inkar edilmeye veya görmezden gelinmeye devam ediyor ki, yazara göre bu durum bugün ve gelecek için tehlikeli sonuçlar doğuruyor. İnkar, gerçeği ortadan kaldırmaz, aksine onu çarpıtır ve kamu bilincini zayıflatır.

Makale, direnişin intikam değil, gerçeğin kabulü, adaletin yeniden sağlanması ve insan onurunun korunması anlamına geldiğini vurguluyor. Geçmişi kabul etmemek, gerçek tarihsel hafızanın ve insani değerlerin yeni nesillere aktarılmasını engeller.

Son olarak, basit ama önemli bir soru vurgulanıyor: Tarihin tekerrür etmemesi için bu gerçekle yüzleşmeye ve hafıza ve vicdanın son kalesini savunmaya ne kadar hazırız?