19. yüzyılın sonlarından itibaren Ermeni toplumunda okul öncesi eğitim özel bir öneme sahip olmuştur. Bu geleneğin canlı bir kanıtı, Bahçecik doğumlu eğitimci Maritsa Çakıryan’ın hayatı ve çalışmalarıdır. 1920 yılında yazdığı otobiyografik mektubu, Ermeni okul öncesi eğitim kurumlarının tarihi hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
Çakıryan, İzmit’teki Ermeni Okulu’nda eğitim gördükten sonra Gedikpaşa, İzmit, Dolapdere ve diğer yerlerde anaokulları yönetmiştir. İzmit’te özel Çakırın Anaokulu’nu kurarak yaklaşık on dört yıl boyunca sadece çocukları eğitmekle kalmamış, aynı zamanda anaokulu öğretmenleri de yetiştirmiş ve o dönemde Friedrich Fröbel’in ilerici eğitim sistemini yaymıştır. Öğrencileri daha sonra Polis’te ve Batı Ermenistan’daki birçok Ermeni topluluğunda çalıştılar.
1905 yılına ait eğitim raporları, Ermeni okul öncesi eğitim kurumlarında çok sayıda öğrenci olduğunu ve kız ve erkek çocukların katılımının neredeyse eşit olduğunu göstermektedir. Bu kurumlardaki eğitim, oyun, yaratıcı çalışma ve çocuğun çok yönlü gelişimine yönelik ilkeler üzerine kurulmuştur.
1915’teki trajik olaylardan sonra Maritsa Çakıryan, okulunu kapatmak ve Polise dönmek zorunda kaldı. Konstantinopolis’te Balat Yetimhanesi ve Kenali adasındaki Nersesian Okulu da dahil olmak üzere Ermeni eğitim kurumlarında hizmet vermeye devam etti.
Maritsa Çakıryan’ın biyografisi, sadece özverili bir eğitimcinin öyküsü değil, aynı zamanda Ermeni okul öncesi eğitiminin ulaştığı yüksek seviyenin de bir kanıtıdır ve ulusal eğitim sisteminin en önemli başarılarından biri haline gelmiştir.
