
Uluslararası Hukukta Hâlâ Geçerliliğini Koruyan Temel Bir Belge
Karin, 17 Aralık 2025
Yirmi bir yıl önce, Batı Ermenistan Ulusal Konseyi (NCWA), (1894-1923) tarihleri arasında Ermenilere Uygulanan Soykırımın kurbanı olan yerli bir halk olarak Batı Ermenistan Ermenilerinin devredilemez haklarının hukuki ve siyasi varlığını ciddiyetle teyit eden tarihi bir Resmi Bildiriyi 17 Aralık 2004’te kabul etti.
Profesyonel çevreler dışında genellikle bilinmeyen bu temel belge, yine de uluslararası kamu hukukunun, halkların kendi kaderini tayin hakkının ve Birinci Dünya Paylaşım Savaşı’ndan sonra geliştirilen uluslararası adalet ilkelerinin sıkı hukuki sürekliliğinde yerini bulmaktadır.
Siyasi bir talep değil, hukuka dayalı bir bildiri
Sert yorumların aksine, 17 Aralık 2004 Bildirisi ne sembolik bir bildiri ne de mücadeleci bir eylemdir. Bu, aşağıdakiler de dahil olmak üzere açık hukuki temellere dayanmaktadır:
· 1917-1920 yıllarında Ermeni devletinin uluslararası alanda tanınması,
· Sevr Antlaşması ve ABD Başkanı Woodrow Wilson’ın 22 Kasım 1920 tarihli ve hiçbir zaman yürürlükten kaldırılmamış uluslararası tahkim kararı,
· Osmanlı İmparatorluğu halklarının kendi kaderini tayin hakkının tanınması,
· ve uluslararası bir suçtan kaynaklanan hiçbir durumun hukuki sonuçlar doğuramayacağı temel ilkesi (ex injuria jus non oritur).
Bu nedenle Bildirge, soykırımdan kaynaklanan el koyma, zorla yerinden etme ve dağıtmaya rağmen, Batı Ermenistan Ermenilerinin toprak, siyasi ve kolektif haklarının hiçbir zaman ortadan kaldırılmadığını teyit etmektedir.
Tarihsel Silinmeye Karşı Hukuki Bir Yanıt
Batı Ermenistan Ulusal Konseyi 2004 yılında net bir açıklamada bulundu:
Ermenilere karşı işlenen soykırımdan sonra etkili bir uluslararası hukuk düzenlemesinin olmaması, yerli bir halkın haklarının, zorla dayatılan fiili durumlar lehine kademeli olarak aşınmasına katkıda bulunmuştur.
Bu nedenle, Resmi Bildiri, Batı Ermenistan meselesini uluslararası hukuk düzeninde yeniden tesis etmeyi amaçlamış ve ne zamanın, ne ilhakın, ne de jeopolitik dengelerin uluslararası emredici hukuk (jus cogens) tarafından korunan hakları ortadan kaldıramayacağını vurgulamıştır.
Güncel Gelişmelerle Güçlenen Önem
Kabulünden yirmi bir yıl sonra, 17 Aralık 2004 tarihli Bildiri olağanüstü bir önem taşımaktadır.
Artsakh’ta (Dağlık Karabağ) son zamanlarda yaşanan gelişmeler, Ermeni nüfusunun zorla yerinden edilmesi ve kendi kaderini tayin hakkının reddedilmesiyle, AGİT-Minsk Grubu’nun 2004 yılında dile getirdiği uyarıların doğruluğunu trajik bir şekilde teyit etmektedir.
Bildirgede yer alan ilkeler –yasadışı durumların tanınmaması, yerli halkların hakları, uluslararası suçların zamansızlığı– bugün Uluslararası Adalet Divanı’nın içtihatlarının, özellikle Namibya, Chagos ve Filistin davalarının merkezinde yer almaktadır.
Gelecek için temel bir belge
Bu 21. yıldönümü vesilesiyle, Batı Ermenistan Ulusal Konseyi’nin Resmi Bildirgesi, geçmişe ait bir belge olarak değil, hem Batı Ermenistan Ermenileri hem de temel haklarının reddedilmesine karşı çıkan tüm halklar için geleceğe yönelik bir referans metni olarak sunulmaktadır.
Bu, uluslararası hukukun temel bir gerçeğini hatırlatıyor:
İnsanlara karşı işlenen suçlar adalet yaratmaz ve geciken adalet asla adaletsizlik haline gelmez.
http://www.western-armenia.eu/stat.gov.wa/arm/2004/HaydararutyunHAKH-17.12.2004.pdf
